Adalet Bakanlığı Zabıt Katibi Uygulama Sınavı Metinlerini Yayınlandı
Ana Sayfa / HABERLER / Adalet Bakanlığı Zabıt Katibi Uygulama Sınavı Metinlerini Yayınlandı
Adalet Bakanlığı Zabıt Katibi Uygulama Sınavı Metinlerini Yayınlandı
Adalet Bakanlığı Zabıt Katibi Uygulama Sınavı Metinlerini Yayınlandı

Adalet Bakanlığı Zabıt Katibi Uygulama Sınavı Metinlerini Yayınlandı

20 ağustos 2016 tarihinde Adalet Bakanlığı 1560 sözleşmeli 23 kadro zabıt katibi alacağını duyurmuştu. adaylar başvurularını 22 Ağustos 2016 – 5 Eylül 2016 tarihleri arasında yaptılar uygulama sınavına hak kazanan adaylara, Adalet Bakanlığı yeni bir duyuru yayınlayarak katiplik metinleri ne paylaştı.

KADROLU VE SÖZLEŞMELİ ZABIT KATİPLİĞİ UYGULAMA SINAVI METİNLERİNE İLİŞKİN DUYURU

Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin Özel Şartlar başlıklı 6 ncı maddesinin 6/c bendinde “ Uygulama sınavından en az bir hafta önce Bakanlık internet sitesinde ilan edilecek yazılı metinler arasından, sınav sırasında her bir grup için komisyon tarafından çekilecek kura sonucu belirlenen ve adaylara yazılı olarak verilen bir metinden daktilo veya bilgisayar ile üç dakikada yanlışsız en az doksan kelime yazmak, (bu bende göre yapılacak uygulamalı sınavda başarılı sayılabilmek için; verilen metne sadık kalınıp kalınmadığına, yanlış yazılan kelime sayısı ile yazı içerisindeki kelime ve cümle tekrarları nedeniyle metnin anlam bütünlüğünün bozulup bozulmadığına dikkat edilir. Bu işlem yapılırken yanlış yazılan kelime sayısının toplam yazılan kelime sayısına oranının yüzde kırktan fazla olması halinde yazılan metnin anlam bütünlüğü şartını taşımadığı kabul edilir.)” hükmü yer almaktadır.
Söz konusu Yönetmelik hükmü gereğince 01 Ekim 2016 tarihinde yapılacak olan kadrolu ve sözleşmeli zabıt kâtipliği uygulama sınavında adaylara yazdırılacak metinler aşağıdaki linkte verilmiştir.

Adalet Bakanlığı 1583 Zabıt Katibi alımı Katiplik Uygulama sınavı Için hazırlamış olduğu metinlere aşağıdan erişebilirsiniz.

1 Sosyal, kültürel, teknolojik ve ekonomik alanda meydana gelen gelişmeler ve

1 Sosyal, kültürel, teknolojik ve ekonomik alanda meydana gelen gelişmeler ve

Sosyal, kültürel, teknolojik ve ekonomik alanda meydana gelen gelişmeler ve
yüzyılın yeni değerleri karşısında Avrupa Birliğine giden bu süreçte hukuk ve adalet
reformu kaçınılmaz olmuş, başta temel kanunlarımız olmak üzere tüm mevzuatımızın
Avrupa Birliğine uyumunun sağlanması zorunlu hale gelmiş, bu konudaki değişiklik
çalışmaları sürat ve kararlılıkla sürdürülerek büyük ölçüde tamamlanmıştır.
Bu kapsamlı değişiklikler karşısında Bakanlığımızca çeşitli tarihlerde çıkarılan
genelgelerin büyük bir kısmının güncelliğini yitirdiği, aynı konuda onlarca genelge
olduğu, zaman zaman bu genelgelere ulaşmakta dahi zorluk çekildiği ve bunların
beklenen faydayı sağlamaktan giderek uzaklaştığı bilinmektedir. Bu durumun yargı
hizmetini doğrudan sunan, ağır iş yükü altında büyük bir özveri ile çalışan hakim ve
Cumhuriyet savcılarımız ile diğer yargı personeline ek yük getirdiği bilinen bir
gerçektir.
Bu gerçekler dikkate alınarak Bakanlığımız tarafından çeşitli tarihlerde
çıkarılan genelgelerin güncelliğini sağlamak, uygulama kabiliyetini kaybedenleri
ayıklamak, benzer konuları düzenleyen genelgeleri birleştirmek, aykırılıkları
gidermek, dilini sadeleştirmek ve uygulama birliğini sağlamak amacıyla bugüne
kadar yayımlanan tüm genelgelerin yürürlükten kaldırılarak güncelleştirilmesi yoluna
gidilmiştir.
Bu itibarla, Bakanlığımız tarafından daha önce yayımlanan tüm genelgeler
yürürlükten kaldırılmıştır.
Yeni yayımlanacak olan genelgelerin tüm camiaya yararlı olması temennisiyle,
bilgi edinilmesini ve gereğinin buna göre ifasını rica ederim.

2 Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde

2 Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde

Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde
borçlu şirketin ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek tebliğ
tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesi istemiyle icra mahkemesine
başvurduğu, mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Tebligat Kanununa göre, hükmi şahıslara tebligat salahiyetli
mümessillerine bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Tebliğ yapılacak bu
kişiler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o
sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır
bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
Tebliğ tarihi itibarıyla yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinde ise, tüzel
kişi adına tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde
bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde
tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı,
kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki
teşkilatı veya personeli içinde vazife itibarıyla tüzel kişinin yetkilisinden sonra
gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri
olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit
edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine
yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, borçlu şirkete yapılan ödeme emri tebliğine ilişkin
belgenin incelenmesinde, tebligat sırasında işyeri yetkilisi, müdürü, amiri
bulunmadığından ödeme emrinin daimi çalışan ve evrak memuru olduğunu
beyan eden şahıs imzasına tebliğ edildiği, yetkilinin ve ondan sonra gelen evrak
almaya yetkili kişilerin bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra bu hususun
tebliğ evrakına şerh edildiği görülmüş olup, tebliğ yapılan kişinin şirket çalışanı
olmadığı iddia edilmediğine göre, ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ
edildiği anlaşılmaktadır.
İlginizi Çekebilir:  MEB Tarafından Yasaklanan Yayınların Listesi DİKKAT ! Yasaklanan Kitaplar,Dergiler,Gazeteler ve Yayınevleri

3 Devlet düzeninin korunması ile ilgili suç teşkil eden olayların bildirilmesi,

3 Devlet düzeninin korunması ile ilgili suç teşkil eden olayların bildirilmesi,

Devlet düzeninin korunması ile ilgili suç teşkil eden olayların bildirilmesi,
örgütlü suçlar ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanmasının
önlenmesi hakkında yürütülen soruşturmalar konusunda bilgi verilmesi hususu
Bakanlığımızın beş ve altı sayılı genelgeleri ile tüm teşkilata duyurulmuştu.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yapılan değişiklikler, Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu Kanununda getirilen düzenlemeler ve anılan genelgeler
ekindeki formlarla talep edilen bilgilerin bundan böyle UYAP bilişim sistemi
üzerinden daha sağlıklı alınacağının anlaşılması karşısında, beş ve altı sayılı
Genelgelerin birleştirilerek güncellenmesine ihtiyaç duyulmuştur.
Ülkemizde zaman zaman meydana gelen, kamu düzeni ve güvenliğini
sarsan, demokratik rejimi, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü
tehdit eden ve yurt düzeyinde can ve mal güvenliğini, eğitim ve öğrenim
özgürlüğünü tehlikeye sokan terör ve şiddet eylemleri karşısında, demokratik
hukuk devleti kuralları içinde etkili bir şekilde mücadele edilmesi, bu suçların
soruşturmalarının ivedilikle yapılması ve gerekli görüldüğü takdirde kamu
davası açılması büyük önem taşımaktadır.
Organize suçlarla etkin şekilde mücadele bir taraftan halkımızın yaşam
kalitesini, huzur ve güvenliğini artırırken, diğer taraftan toplumsal adalet
anlayışını ve toplumun devlete olan güvenini arttıracaktır.
Suç örgütleri, gerçek hedefleri olan haksız menfaati elde edebilmek için,
toplum içinde kanun dışı ticareti teşkilatlandırarak insan ticareti yapmak,
uyuşturucu madde trafiğini yönlendirmek ve kaçakçılığını yapmak, silah ve
tarihi eser kaçakçılığı yapmak, çek senet tahsil etmek, kara para aklamak, zorla
borç senedi imzalatmak, bir kısım kamu görevlilerini de örgüt içerisine alarak
ortakları haline getirmek, dolandırıcılık ve rüşvet gibi suçlar işlemektedirler.

4 Borçlu, diğer fesih sebepleri yanında ihaleye fesat karıştırıldığını da iddia

4 Borçlu, diğer fesih sebepleri yanında ihaleye fesat karıştırıldığını da iddia

Borçlu, diğer fesih sebepleri yanında ihaleye fesat karıştırıldığını da iddia
ederek ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece ihale
salonuna teminat yatırarak katılan kişiler dışında kimsenin alınmadığı, ihalede
aleniyet ilkesine uyulmadığı kabul edilerek yapılan ihalenin feshine karar
verildiği anlaşılmıştır.
İhalenin amacına ulaşmasını, malın gerçek değerinde satılmasını, ihalenin
sağlıklı ve normal şartlarda yapılmasını engelleyici, dürüstlük kuralları ile
bağdaşmayan davranışlarda bulunulması ve ihaleye katılıma engel olunması
ihaleye fesat niteliğindedir.
İhaleye katılmak isteyenlerin teminat yatırması zorunlu olup, teminat
yatırmayanların ihale mahallinde ihalenin sağlıklı şekilde yürütülmesini
engelleyecek tavırda bulunmaları halinde icra müdürü gerekli tedbirleri ve
önlemleri alabilir. Somut olayda icra müdür yardımcısının ihalenin sağlıklı
şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla teminat yatırmayanları ihale salonu
dışına çıkarmasında engel bir durum yoktur. Kaldı ki tanık olarak beyanına
başvurulan polis memurlarının ifadelerine göre ihale yapılan yerin kapısının açık
olduğu anlaşılmıştır.
O halde mahkemece, borçlunun şikayet dilekçesinde ihaleye fesat sebebi
olarak ileri sürdüğü vakıalara ilişkin hususlar ile diğer fesih nedenleri ile ilgili
değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken,
şikayet dilekçesinde ileri sürülmeyen aleniyet ilkesi ihlal edildiği gerekçesiyle
ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu itibarla, temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda
yazılı nedenlerle bozulmasına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın
tebliğinden itibaren on gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
oybirliği ile karar verildi.

5 Suçta ve cezada kanunilik ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmaması dolayısıyla

5 Suçta ve cezada kanunilik ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmaması dolayısıyla

Suçta ve cezada kanunilik ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmaması dolayısıyla,
bazı tanımlar tasarı metninden çıkarılmıştır. Tekerrüre ilişkin olarak sistem
değişikliği yapıldığı için aynı türden suç tanımı ve ayrıca, tanımlanmasına gerek
görülmemesi nedeniyle cebir ve şiddet tanımı metinden çıkarılmıştır.
Kişinin vatandaşlığının belirlenmesinde Türk Vatandaşlığı Kanununun esas
alınacağını belirten tanım, ceza uygulaması itibarıyla önemli olan hususu
belirlemektedir. Böylece suçu işlediği sırada Türk vatandaşı iken sonradan
uyruğunu değiştiren kişi suçun unsuru veya kovuşturma koşulu bakımından
Türk sayılacağı gibi, suçu işlediği sırada Türk uyruğuna girmiş olan kişi de Türk
vatandaşı sayılacaktır. Çifte uyruğu olanlar da, Türk vatandaşı sayılacaklardır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi hükümleri göz önünde
bulundurularak, çocuk deyiminden henüz on sekiz yaşını doldurmamış olan
kişilerin anlaşılması gerektiğine dair bir tanıma yer verilmiştir.
Önceki Türk Ceza Kanunundaki memur tanımının doğurduğu sakıncaları
aynen devam ettirecek nitelikte olan tanım, tasarı metninden çıkarılarak; memur
kavramını da kapsayan kamu görevlisi tanımına yer verilmiştir. Yapılan yeni
tanıma göre, kişinin kamu görevlisi sayılması için aranacak tek ölçüt, gördüğü
işin bir kamusal faaliyet olmasıdır.
Bilindiği üzere, kamusal faaliyet, anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan
usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına
yürütülmesidir. Bu faaliyetin yürütülmesine katılan kişilerin maaş, ücret veya
sair bir maddî karşılık alıp almamalarının, bu işi sürekli, süreli veya geçici
olarak yapmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Bu bakımdan, örneğin
mesleklerinin icrası bağlamında avukat veya noterin kamu görevlisi olduğu
hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Keza kişi, bilirkişilik, tercümanlık ve
tanıklık faaliyetinin icrası kapsamında bir kamu görevlisidir. Askerlik görevi
yapan kişiler de kamu görevlisidirler. Bu bakımdan örneğin bir suç olayına
müdahil olan, bir tutuklu veya hükümlünün naklini gerçekleştiren jandarma
subay veya erleri de, kamu görevlisidirler.
Buna karşılık, kamusal bir faaliyetin yürütülmesinin ihaleye dayalı olarak
özel hukuk kişilerince üstlenilmesi durumunda, bu kişilerin kamu görevlisi
sayılmayacağı açıktır.
İlginizi Çekebilir:  Adalet Bakanlığı Koruma ve Güvenlik Görevlisi Alımı 2016

6 Avukat büroları ve konutlarında mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen

6 Avukat büroları ve konutlarında mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen

Avukat büroları ve konutlarında mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen
olayla ilgili olarak yapılabilen aramaların, Cumhuriyet savcısı denetiminde ve
baro başkanı veya vekili sıfatıyla görevlendireceği bir avukatın katılımının
sağlanması suretiyle gerçekleştirilmesi,
İhzari nitelikteki incelemelerde, hakkında ihzari inceleme yapılan
avukatın adı, soyadı, kayıtlı bulunduğu baro ve sicil numarası, tebligata yarar
açık adresi ile müştekilerin açık adreslerinin düzenlenecek fezlekede
belirtilmesi,
Avukatın şikayet konusu olayla ilgili vekaletnamesinin onaylı örneğinin
soruşturma evrakına eklenmesi,
Hakkında inceleme yapılan kişinin, avukat, stajyer, dava takipçisi veya
dava vekili olup olmadığının ilgili barodan sorulmak suretiyle açıklığa
kavuşturulması ile ilgili avukatın isnat edilen eylemin yapıldığı tarihte hangi
baroya kayıtlı olduğu ve sicil numarasının tespit edilmesi,
Kamu kurumlarında görev yapan avukatlar hakkında yapılmış herhangi
bir kanuni işlem bulunup bulunmadığı ile ilgili kurumdan alınacak cevabın
inceleme evrakına eklenmesi,
Bakanlık tarafından soruşturma izni verilmeden önce ilgili avukatın
savunmasının alınmaması, ancak kendi isteğiyle açıklama yapmak veya dosyaya
yazılı belge sunmak istediği takdirde, ihzari mahiyetteki incelemeye esas olmak
üzere beyanda bulunan sıfatıyla açıklamalarının tutanağa kaydedilmesi ve ibraz
ettiği belgelerin alınması,
İhbar veya şikayetin Cumhuriyet başsavcılığına yapılması durumunda
başsavcılık tarafından doğrudan inceleme yapılması, bu konuda Bakanlıktan izin
talep edilmemesi, inceleme sonunda düzenlenecek fezlekeli evrakın Bakanlığımız
Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi konularında gereken
dikkat ve özenin gösterilmesi gerekmektedir.

7 Borçlu, alacaklı tarafından aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü

7 Borçlu, alacaklı tarafından aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü

Borçlu, alacaklı tarafından aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü
haciz yolu ile takipte, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yasal süre
içerisinde icra mahkemesine başvurarak, senette geçen nakden ibaresinin kendi
elinden çıkmadığını, senedin teminat senedi olduğunu, kambiyo vasfında
olmadığını ileri sürerek icra takibinin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece takip dayanağı olan bononun arkasında yazılı olan kayıt
nedeni ile bononun şarta bağlanmış olduğu ve alacağın tahsilinin yargılamayı
gerektirdiği gerekçesiyle borca itirazın kabulü ile icra takibinin iptaline karar
verilmiştir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural
olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi
düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına
temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir.
Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki kambiyo
ilişkisi ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren
borçlu kambiyo taahhüdünde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas
itibarıyla bir asıl temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan
talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan talebin ve bununla ilgili olarak
taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen
bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel
talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
İlginizi Çekebilir:  ADALET BAKANLIĞI PERSONEL ALIM İLANI

8 Kast, kişi ile işlediği suçun maddi unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade

8 Kast, kişi ile işlediği suçun maddi unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade

Kast, kişi ile işlediği suçun maddi unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade
etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek
gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur. Suç tanımında yer almakla
birlikte, fiilin ifade ettiği haksızlık üzerinde etkili olmayan koşulların
gerçekleştiğinin bilinip bilinmemesi, kastın varlığı açısından önem
taşımamaktadır. Örneğin objektif cezalandırılabilme koşulunun arandığı
suçlarda bu koşulun veya şahsi cezasızlık sebebinin fail tarafından bilinmesi
gerekmez.
Madde metninde doğrudan kasttan ayrı olarak olası kast da tanımlanmıştır.
Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin
somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir.
Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir.
Mevzuatımıza giren yeni bir kavram olan olası kastla ilgili uygulamadan bazı
örnekler vermek yararlı olacaktır.
Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı
yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek isterken kendilerine yeşil ışık
yanan kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının
ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Trafik lambası kendisine kırmızı yanan
sürücü, yaya geçidinden her an birilerinin geçtiğini görmüş olmasına rağmen
kavşakta durmamış ve yoluna devam etmiştir. Bu durumda otobüs sürücüsü,
meydana gelen ölüm veya yaralama neticelerinin gerçekleşebileceğini
öngörerek, bunları kabullenmiştir.
Düğün evinde törene katılanların tabancaları ile odanın tavanına doğru ardı
ardına ateş ettikleri sırada, bir kişinin aldığı alkolün de etkisi ile elinin seyrini
kaybetmesi sonucu, yere paralel olarak yaptığı atışlardan bir tanesinden çıkan
kurşun, törene katılanlardan birinin alnına isabet ederek ölümüne neden olur. Bu
örnek olayda kişi yaptığı atışlardan çıkan kurşunların orada bulunan herhangi
birine isabet edebileceğini öngörmüş; fakat, buna rağmen silahıyla atışa devam
etmiştir. Burada da fail silahıyla ateş ederken ortaya çıkacak yaralama veya
ölüm neticelerini kabullenmiştir.
Verilen bu örneklerde kişinin olası kastla hareket ettiğinin kabulü gerekir.
Suçun olası kastla işlenmesi durumunda temel cezada indirim yapılması
öngörülmüştür.
Kasten işlenebilen suçlar, ilke olarak hem doğrudan hem de olası kastla
işlenebilir. Ancak, kanundaki tanımında bilerek ifadesine yer verilmiş olan
suçlar sadece doğrudan kastla işlenebilir. Örneğin iftira suçunda, failin suçsuz
olduğunu bilerek kişiye suç isnat etmesi gerektiğinden, bu suç ancak doğrudan
kastla işlenebilir.

9 Avukatların görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçları, sıfat ve

9 Avukatların görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçları, sıfat ve

Avukatların görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçları, sıfat ve
görevleri gereğine uymayan tutum ve davranışları ile kişisel suçları nedeniyle
haklarında yapılan inceleme ve soruşturmalarda, hatalar yapıldığı, yakınmalara
sebebiyet verildiği ve evrakın usulüne uygun olarak düzenlenmediği Bakanlığımıza
intikal eden bilgilerden anlaşılmakla, bazı hususların teşkilata duyurulmasında yarar
görülmüştür.
Bilindiği üzere, Avukatlık Kanununda avukatlar hakkında özel soruşturma
şekli benimsenmiş ve yapılacak olan soruşturma usulleri düzenlenmiştir. Anılan
Kanuna göre Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Yargının kurucu
unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.
Avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan
dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun
işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları
ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı
denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır cezayı gerektiren
suçüstü halleri dışında avukatın üzeri aranamaz.
Yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel
Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli
görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın
bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilir. Cumhuriyet savcısı
beş gün içinde iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına
veya soruşturma açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza
mahkemesine gönderir.
İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca,
hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat,
kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir
istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından
derinleştirilir.

Adalet Bakanlığının Yayınladığı Tüm Metinleri İndirmek İçin TIKLAYINIZ

 UYARI!Memuralimilanlari.net tarafından hazırlanan bu haber  “www.memuralimilanlari.net” şeklinde aktif link verilmeden kesinlikle kullanılamaz.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir